Türk edebiyatındaki kadın öykü ve roman yazarlarının ahlaka ve ahlakçılığa yaklaşımları

SİNAN SALMAN / 2025 - Türkçe - Yüksek Lisans

Ahlak, insanlık tarihi boyunca toplumsal düzenin sağlanmasında bir yapı taşı olarak görülmüş; varlığı gerek dini gerek din dışı olarak görülüp açıklanmaya çalışılmıştır. Gelenek, aile, hukuk ve eğitim gibi alanlarla iç içe bir gelişim göstermiştir. Ahlakın dönemsel, kültürel ve ideolojik olarak şekillendiği özellikle günümüz toplumunda daha belirgin hâle gelmiştir. Toplumda bir ayna görevi gören edebiyat ise – özellikle roman ve öykü gibi kurmaca türler – bireyin ve toplumun ahlaki meselelerle karşılaştığı, ahlakı ve ahlakçılığı sorguladığı ve ahlaki normları yeniden oluşturmaya çalıştığı önemli bir alan halini almıştır. Türk edebiyatında özellikle Tanzimat'tan itibaren kadın yazarların ortaya koyduğu eserler, yalnızca bireysel bir düşünce ya da salt sanat icra etme değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet rollerine, kadın kimliğine ve ahlaki normlara yönelik bir mücadele ve kısmen bu durumu sorgulama sahası olarak görülmüştür. Toplumsal şartlar düşünüldüğünde kadınların seslerini en iyi duyurabildikleri alan olarak edebiyat ön plana çıkmaktadır. Kadınlar için kurgulanan ahlak anlayışı; kadının bedeni, davranışları, arzuları, aile içindeki yeri ve kamusal alandaki varlığı üzerinden belirlenmiş "makbul kadın" ideali çerçevesinden ibaret olmuştur. Kadınlara yönelik sınırlama, toplumsal bir pratiğe dönüşmüş ve edebiyatın her alanında da kendisini güçlü biçimde hissettirmiştir. Bu bağlamda ataerkil toplum içerisinde ahlak, konu kadın olduğunda daha katı, sınırlayıcı ve denetleyici bir çizgi izleyebilmektedir. Bu durum kadın yazarların gözünde ahlakı bir denetim ve baskı aracı haline getirmektedir. Bu da kadın yazarların eserlerine yansımaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı Tanzimat'tan günümüze kadın roman ve öykü yazarlarının eserlerinde ahlakçılığa nasıl yaklaştıklarını, onu nasıl temsil ettiklerini ya da sorguladıklarını ortaya koymaktır. Ortaya konulmak istenen temel düşünce ise kadın yazarların ahlaka bakışlarının zamanla geleneksel normları kabullenmekten uzaklaşarak bu normları sorgulayan, reddeden ve yerine daha bireysel, vicdani ve özgürlükçü bir ahlak anlayışını koymaya çalışan bir çizgide ilerledikleridir. Çalışmada kadın kimliğinin ahlakla olan ilişkisi, kadın yazarların eserleri üzerinden değerlendirilecek; edebiyatın yalnızca estetik bir alan değil, ahlaki söylemlerin okura iletildiği ve sorgulandığı bir mecra olduğu savunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Kadın, ahlak, ahlakçılık, roman, öykü


Morality has been seen as a building block in the establishment of social order throughout human history; its existence has been seen and explained as both religious and non-religious. It has developed intertwined with areas such as tradition, family, law and education. It has become more apparent, especially in today's society, that morality is shaped periodically, culturally and ideologically. Literature, which acts as a mirror in society - especially fictional genres such as novels and stories - has become an important area where individuals and society encounter moral issues, question morality and moralism and try to re-establish moral norms. In Turkish literature, especially since the Tanzimat period, the works produced by women writers have been seen not only as an individual thought or purely artistic performance, but also as a struggle against gender roles, female identity and moral norms and, in part, as a field of questioning this situation. When social conditions are considered, literature stands out as the area where women can best make their voices heard. The understanding of morality constructed for women has consisted of the ideal of "acceptable woman" determined through the body, behaviors, desires, place in the family and presence in the public sphere. The restriction against women has become a social practice and has made itself felt strongly in every field of literature. In this context, morality in a patriarchal society can follow a more rigid, restrictive and controlling line when it comes to women. This situation turns morality into a means of control and oppression in the eyes of women writers. This is also reflected in the works of women writers. The main purpose of the thesis is to reveal how women novel and story writers from the Tanzimat period to the present approach moralism in their works, how they represent or question it. The basic idea that is intended to be put forward is that women writers' perspectives on morality have gradually moved away from accepting traditional norms, and have moved on a line that questions, rejects these norms and tries to replace them with a more individual, conscientious and liberal understanding of morality. In the study, The relationship between female identity and morality will be evaluated through the works of women writers; it will be argued that literature is not only an aesthetic field, but also a medium where moral discourses are conveyed to the reader and questioned. Key Words: Woman, morality, moralism, novel, story